19 Haziran 2012 Salı

HAYAT SENİN HAYATIN.! DOYASIYA YAŞA.!

Her şey bizim elimizde. Yeter ki isteyelim.
   İnsanlar doğar büyür yaşar ve ölürler. Tüm hayatımız bu kısa döngüden ibarettir. Ama esas olan, bu kısa olan hayatımızda neler yaptığımızdır veya neler yapamadığımızdır.Ölüm er veya geç, muhakkak geleceği için hazırlıklı olmalıyız ve arkamızdan gelecek nesillere bizi hatırlatacak bir şeyler bırakmalıyız. Bizim yaptığımız en büyük hata; hayatımızı başkalarının istekleri doğrultusunda yaşamamızdır. Bunun nedeni ise sürekli bir baskı içerisindeyiz. Bu baskı aile baskısı, çevre baskısı ve arkadaş baskısı vs diye bir çok örnek verebiliriz. Onlar kendi yapamadıklarını bizim yapmamızı istiyorlar. Kendi fikirlerini ister istemez o kadar iyi yerleştiriyorlar ki beynimize, sanki o fikir bizimmiş gibi o fikiri benimsiyoruz. Sonu ise belli. Apaçık bir hüsran. Sen kendi fikrini söylediğin zaman seni küçümsüyorlar. Aykırı fikirlere, aykırı davranıyorlar.  Bunun en açık misalini aile ortamında görebiliriz. Aileler arasında 3 kutsal meslek vardı. Daha doğrusu onların gözünde okuyan insan sadece bu mesleğe sahip olursa değer kazanır. İşte bu 3 kutsal meslek '' Öğretmen, Doktor, Mühendis ''. Eğer biz bu inancı kırabilirsek emin olun ki başarılı olabiliriz. Ben akrabalar toplandığı zaman konuşma mesleklerden açılıyordu. Bana sordukları zaman alışıldığın dışında meslekler söylüyordum. Mesela Astronomi gibi. Zaman sonra onların inançlarını kırdım. İlk başlarda beni caydırmaya çalıştılar ama olmadı. önemli olan da bu. Bana dediler ki o meslekte para yok felan da filan da. Ama ben kulaklarımı kapadım ve hayatımı istediğim gibi yönlendirdim. İşte bizde kulağımızı tıkayacağız ve DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDA İLERLEYECEĞİZ. Yanlış bildiğim yolda herkesle yürümektense, doğru bildiğim yolda tek başıma yürürüm daha iyi. Onların bizim hayatımıza karışmaya hakkı yok. Bob Marley'in bir sözü var '' Sen kim oluyorsunda benim hayatımı yargılıyorsun. Ben mükemmel değilim.! Olmak zorunda da değilim.! Arkamdan beni göstermeden önce, elinin temiz olduğuna dikkat et.! '' Ne derlerse desinler aldırış etmeyeceğiz. Einstein'in bir sözüyle yazıyı bitiriyorum. '' Bana gerizekalı dediler, ATOMU PARÇALAYIP ELLERİNE VERDİM. ''

                                                                                                                   @scgrpk

18 Haziran 2012 Pazartesi

BENİM BEDENİM BENİM KARARIM

Senin bedenin olabilir ama O'nun canı.!
Benim bedenim benim kararım tartışmaları tüm ülkede yankı yapmış durumda. Bence tamamıyla saçma bir konu. Bu konu üzerinde tartışmak bile anlamsız. En ufak bir misal;
Hayvan haklarını savunmak için insanlar sokaklara akın eder. Köpeğin, kedinin ölümünü cinayet olarak kabul edenler, bugün çıkmışlar sokaklara ana rahmindeki çocuğun aldırılmasına. Rahimdeki canlının öldürülmesine cinayet demiyorlar.
Onlar da bir canlı..
Her nasıl ki cinayet suçsa;Kürtaj da suçtur.

Benim görüşüm bu sonuna kadar destekliyorum kürtajın yasaklanmasını. Ama işin kilit noktası; aklıma geliyor diyorum ki '' Zinanın serbest olduğu bir ülkede, Kürtajın yasak olması son derece mantık dışı. ''

Senin bedenin olabilir ama O'nun canı.!

                                                                               @scgrpk

17 Haziran 2012 Pazar

BİLİNÇLİ CAHİLLİK

  Yazıya küresel ısınmanın nedenlerini anlatarak başlıyım. İlk olarak sera gazları küresel ısınmanın bilinen en önemli etkeni olan sera gazları Avrupa’da sanayi devriminden sonra ortaya çıkmıştır. Aslına bakacak olursak insanların açgözlülüğünden az olan bir şeye kanaat getirememelerinden kaynaklanan bir sorun. İnsanoğlu yapısı gereği hep daha fazlasını ister hep nefsini tatmin etmeye çalışır olanları ve olacakları hiç düşünmez…. 18-19 y.y Avrupası’nda temel bir bencillik hakimdir. Genel düşünceleri her zaman kendileridir… Ama diğer bir yandan baktığımız zaman insanlar yeni mekanlar keşfetmiş yeni medeniyetlerle tanışmışlardı… 18. Yüzyılda artık milletler birbirlerine üstün gelmek için makine gücüne başvurdular ve sanayileşme başladı… Artık uluslar arasında emperyalizm ( sömürgecilik ) yarışı başlamıştı… Artık her ulus kendine sömürge arıyordu… Sanayi devriminden sonra başlayan tesisleşme yarışı bir Pazar arayışı doğurmuştu, bunun sonunda İngiltere Afrika tarafını, Fransa Cezayir Tunus v.b yerleri sömürüyordu… İşte bu noktada daha çok sömürge ve daha fazla zenginlik anlayışı kapitalist ülkelerin gözünü döndürdü artık ihtiyacı olduğu kadar değil ihtiyaç fazlası üretiyordu artı olarak ihtiyaç oluşturuyordu böyle bir dönemde insanlar ki çoğunlukla Avrupa tüm pisliklerini tüm kimyasal kirlerini doğaya atıyorlardı 18. Yy a kadar tertemiz dönen dünya 18 yy dan sonra pislenmeye başladı yıllardır süre gelen bu kirlenme sonucunda Küresel ısınma diye bir şey çıktı ve şuan Avrupa kendi tükürdüğünü yalamakta…

  20. Ve 21. Yy ele alırsak şuanda değişen fazla bir şey olmadı değişen tek şey bu sömürü açık açık değil de farklı yollardan yapılıyor… Şuan bile dini sömürü devam ediyor ki bunu zaten Cumhuriyet Döneminde Türkiye üzerinde çok iyi kullandılar… Dini açıdan sallanmış bir 10 asırlık bir milleti yaptıkları inkılaplarla medeniyet diyerek yıktılar evet o zaman başardılar ve hala kendine gelemedi bu millet hala koşuyor bir dinsizliğin arkasından… Medeniyeeet medeniyeet.

  Şuan Orta Asya ülkelerine ve diğer gelişmemiş ülkeler aynı siyaseti uyguluyorlar… Ekonomik durumdan kendilerine muhtaç bırakıyorlar… Bu dönen ve döndükçe etrafına pislikler saçan dünyada zengin daha zengin oluyor fakir daha fakir… Bataklık daha da çok çekiyor aşağı balon daha da çok yükseliyor gökyüzüne… Bir Gün yeryüzünü seyredeceğiz doruklardan…

                                                                                                                    @scgrpk